Web sitemize hoşgeldiniz, 26 Eylül 2017

Yenidoğan Sarılığının Sebepleri

Yenidoğan Sarılığının Sebepleri

1. Anne karnında, fetal dönemde enfeksiyon: Bebek henüz annesinin karnındayken annesinin geçirmekte olduğu bir enfeksiyon hastalığına maruz kalırsa, bebeğin karaciğer dokusu etkilenebilir ve yeni doğan bebekte belirgin sarılık ortaya çıkabilir. Anne karnında bebeği etkileyecek, annenin geçirebileceği en önemli hastalık, kızamıkçık hastalığıdır. Ayrıca toksoplazma, B tipi sarılık, AIDS ve sifilis bu duruma neden olabilir. Annenin sitomegalovirüs, beşinci hastalık etkeni olan parvovirüs B19 ve uçuk virüsüyle hastalanmasıyla da sorun yaşanabilir. Bu durumda bebeğin karaciğeri, oluşan bilirübini safraya yeterince atamamaktadır.

2. AB0 kan grubu uyuşmazlığı: Kan grubu 0 olan annenin, kan grubu A ya da B olan bir bebeği olduğunda, bebeğin yenidoğan sarılığını belirgin geçirme ihtimali artar. Bunun sebebi, kan grubu 0 olan kişilerin kanında doğal olarak anti-A ve anti-B denen, A ve B kan gruplarına tepki veren antikorların mevcut olmasıdır. Kan grubu 0 olan bir kadın, kan grubu A ya da B ya da AB olan bir erkekle evlendiğinde kan grubu A ya da B olan bir bebeğe sahip olabilir. Hamileyken karnında farklı kan grubuna sahip bir bebeği taşıyan annenin doğal anti-A ve anti-B antikorları, plasenta yoluyla bebeğin kanına ulaşır ve bebeğin kırmızı kan hücrelerini hassaslaştırır. Bu durumda bebeğin kırmızı kan hücreleri yenidoğan döneminde kolayca yıkılabilir ve yenidoğan sarılığı çok belirginleşebilir. Etkilenen bebeğe fototerapi uygulanması gerekebilir. Yenidoğan bebeklerin kan grubu A ya da B olduğunda, annenin kan grubu 0 ise, bebeğin yenidoğan sarılığı, çok dikkatle takip edilmelidir. Bu durumda bebeğin kan hücreleri, gereğinden fazla yıkıma uğramaktadır.

3. Rh uyuşmazlığı: Kırmızı kan hücrelerinde Rh faktörü mevcut olan kişiler Rh (+), mevcut olmayan kişiler ise Rh (-) olarak tanımlanırlar. Örneğin A Rh (+) kan grubuna sahip olan kişinin kırmızı kan hücrelerinde A kan grubu yanında Rh faktörü de mevcut demektir. Rh faktörü, en önemlisi D antijeni olan 5 adet antijeni temsil eder. Rh kısaltması, bu kırmızı kan hücresi antijenlerinin varlığının ilk kez gösterildiği “rhesus” cinsi maymun türünden kaynaklanır. Bazı kişilerin Rh (+), bazı kişilerin ise Rh (-) olması, kan ihtiyacı olan kişiye uygun kan bulunması gerektiğinde önem kazanır. Bu farklılık, yeni doğan bebeklerde bir hastalık sebebi olabilmektedir: bu hastalığa Rh uyuşmazlığı, ya da yenidoğanın hemolitik hastalığı ismi verilir.

Rh (-) olan anne, Rh (+) olan bir kişinin kanıyla ilk kez temas ettiğinde, Rh faktörüne karşı antikor üretme potansiyeline sahiptir. Bu antikorlar, AB0 uyuşmazlığında olduğu gibi, doğar doğmaz kendiliğinden ortaya çıkan antikorlar değildir. İlk temasta oluşup, ikinci temasta etkili olurlar. Rh (-) anne, eğer daha önce herhangi bir sebeple Rh (+) kanla temas etmişse, ilk kez Rh (+) kana sahip bebeğe hamile kaldığında; eğer bu bebeğe hamile kalmadan önce Rh faktörüyle hiç temas etmediyse ikinci kez Rh (+) bebeğe hamile kaldığında sorunlar başlar. Annenin Rh faktörüne karşı oluşturduğu antikorlar bebeğin kırmızı kan hücrelerine zarar verir ve ortaya şiddetli bir yenidoğan sarılığı çıkar. Bu durumda bebeğin kan hücreleri, gereğinden fazla yıkıma uğrar.

Bebek daha doğduğu birinci gün sararır, bebeğin kanındaki bilirübin düzeyi çok yükselir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin bu durumdan etkilenmemesi için bebeğin hekimi bebeği erkenden fototerapi tedavisine alır ve bebeğin kanındaki bilirübin düzeyi düşer. Bebeğin kan bilirübin değerleri hızla tehlikeli düzeylere çıktığındaysa bebeğin kanının değiştirilmesi işlemi gündeme gelir. Rh uyuşmazlığı, sarılığı olan bir bebeğin kanının değiştirilmesi işleminin en sık uygulandığı durumdur.

yenidoğan sarılığı

Sponsorlu Bağlantılar

Rh (-) kan grubuna sahip annelerin, Rh (+) bebek sahibi olduklarında yaşayabilecekleri bu sorunlar, modern tıbbın çok başarılı, dâhiyane bir buluşuyla günümüzde sorun olmaktan çıkmıştır. Rh (-) kan grubuna sahip kadınlara, ilk kez Rh (+) bir bebek dünyaya getirdiklerinde ya da düşük, dış gebelik gibi hamilelik dönemi sorunları yaşadıklarında, ya da amniyosentez işlemi uygulandığında ilk 72 saat içerisinde RhoGAM ismi verilen bir iğne kas içerisine uygulanır. RhoGAM içerisinde 300 mikrogram miktarında anti-D globülini mevcuttur. RhoGAM annenin kan dolaşımına katılmış, bebeğe ait, Rh (+) özellik gösteren kan hücrelerinin safdışı kalmalarına ve böylece annenin bağışıklık sisteminin, Rh antikoru üretmesinin engellenmesini sağlar. Bu uygulama, Rh (-) kan grubuna sahip olan annenin, Rh (+) kan grubuna sahip bebeğe hamile kaldığında, Rh uyuşmazlığı durumunun ortaya çıkmasını engeller.

4. Anne ve bebek kan hücrelerinin taşıdığı AB0 ve Rh dışındaki altgrupların uyuşmazlığı: Bazı bebeklerde anne ve bebek arasında AB0 kan grupları ve Rh faktörü açısından herhangi bir sorun olmasa da yenidoğan döneminde belirgin sarılık ortaya çıkabilir. Kırmızı kan hücrelerinde AB0 ve Rh sınıflandırması dışında yer alan, antijen özelliğine sahip başka proteinler de anne ve bebek arasında uyumsuzluk gösterebilirler. Bu durumda bebeğin kan hücreleri, gereğinden fazla yıkıma uğrar.

5. Bebeğin kan hücre yapısının farklı olması: Bu durumda bebeğin kan hücreleri, gereğinden fazla yıkıma uğrar. Bazı kişilerde kırmızı kan hücrelerinin şekli ya da yapısı normalden farklıdır. Bu durumda, kırmızı kan hücrelerinin zorlu bir süreçten geçtiği yenidoğan döneminde, şekli ya da yapısı farklı kan hücrelerine sahip bebekler, daha fazla sararırlar. Bu gruba ait hastalıkların en önemlisi, kırmızı kan hücrelerinde glikoz-6-fosfat-dehidrogenaz ismi verilen enzimin az olmasının neden olduğu favizm hastalığıdır. Favizm, bakla yiyememek anlamında kullanılan bir kelimedir, glikoz-6-fosfat dehidrogenaz enzim eksikliği yaşayan kişiler bakla yediklerinde sarılık geçirebilirler. Favizm, en sık rastlanan enzim eksikliğidir ve dünyada 400 milyon kişiyi etkilediğine inanılmaktadır. Türkiye’de de sıktır. Erkenden ve belirgin olarak sararan ya da yenidoğan sarılığının uzun sürdüğü bebeklerde bu durumdan şüphe edilmelidir.

6. Enfeksiyon: Bebeğin ilk günler içerisinde enfeksiyon geçirmesi de yenidoğan döneminde belirgin sarılık nedenidir.

Bebeğin kanına mikrop karışması, idrar yollarında ya da solunum yollarında enfeksiyon olması durumunda ortaya çıkacak belirtilerden biri de bebeğin cildinin çok sarı olması olacaktır. Bu durumda bebeğin karaciğeri oluşan bilirübini safraya yeterince atamamaktadır.

sarılık

7. Bebekte karaciğer hastalığı: Bu durumda da bebeğin karaciğeri oluşan bilirübini safraya yeterince atamamaktadır. Karaciğerinde doğumsal anomalisi olan bebeklerde yenidoğan sarılığı belirgin olur ve uzun sürer.

Karaciğerin doğuştan hasta olması, bebeğin iyi kilo alamamasına, huzursuz olmasına ve kolay kusmasına da neden olur. Bu bebeklerde idrar rengi çok koyu, kaka rengi ise tam tersine çok açık renkte olur. Karaciğeri doğuştan hasta olan bebeklerle ilgili daha detaylı bilgi, UZAMIŞ SARILIK alt başlığında mevcuttur.

8. Hipotiroidi: Tiroit bezinin doğuştan az çalıştığı ve de kan tiroit hormonu düzeylerinin düşük olduğu bebeklerde vücut metabolizması çok yavaşlar. Yenidoğan sarılığı çok belirgin olur, bebeğin kan bilirübin değerleri çok yükselir.

Hipotiroidisi olan bebeğin karaciğeri oluşan bilirübini safraya yeterince atamamaktadır. Her bebekte topuktan kan alınarak tiroit bezinin tam oluşup oluşmadığı araştırılıyor olsa da, yenidoğan sarılığı çok belirgin olan bebeklerde damardan kan alınarak tiroit bezinin ürettiği tüm hormonlarla birlikte tiroidi uyaran TSH hormonuna da bakılmalıdır. Tiroit hormon düzeylerinin düşük olduğu her bebek, mümkün olan en kısa sürede belirlenerek bir an önce tedavi edilmelidir.

9. Bebeğin erken ya da çok ufak doğması: Erken doğan prematüre bebeklerle doğum haftasına göre çok minyon doğan bebeklerin metabolizmaları ve de karaciğerin bilirübini işleme gücü, normal bebeklere göre düşüktür. Bu durumda da bebeğin karaciğeri oluşan bilirübini safraya yeterince atamaz ve yenidoğan sarılığı oldukça belirgin olur.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz